ASPİRİN EKONOMİK ÖNEMİ ve KULLANIM ALANLARI
Haberler  

ASPİR EKONOMİK ÖNEMİ VE KULLANIM ALANLARI

Aspir ülkemizde geleneksel olarak çok eski yıllardan beri tarımı yapılan ve daha çok yağ bitkisi olarak kullanılan bir üründür.

Orta Anadolu’nun geleneksel yağ bitkisi olan aspir kurağa dayanıklılığı ile ülkemizin yağışı yetersiz, sulanmayan Orta Anadolu ve Geçit Bölgelerinde başarıyla yetiştirilebilmektedir. İç Anadolu ve geçit bölgelerinde aspirin potansiyel ekim alanı 2.5 milyon ha’dır.

Aspir, İç Anadolu’da kuru tarım yapılan alanlarda hububat münavebesine girebilecek en uygun bitkidir. Hububat – Aspir - Yem Bitkisi - Nadas münavebesi söz konusu alanlar için önerilebilir.

Aspir, hububat tarımının yapıldığı her türlü iklim ve toprak koşullarında yetişebilmektedir ve aspir tarımındaki en önemli avantaj, hububat tarımındaki bütün alet-ekipmanların kullanılabilmesidir. Bu özelliğinden dolayı, üreticiler tarafından benimsenmesi daha kolay ve çabuk olacaktır.

Tohumlarında yeni çeşitlerde yaklaşık % 46-47’ye kadar yağ bulunmaktadır. Yağının en bariz özelliği, doymuş yağ asitleri oranının düşük, doymamış yağ asitleri oranının yüksek olması, batılı ülkelerde margarin, mayonez ve salata yağı olarak tüketilmesidir.

Aspir yağı yemeklik yağ olarak kullanımının yanında vernik, boya, baskı mürekkebi, koruyucu, alkit reçinelerin üretiminde ve sabun sanayinde’de kullanılmaktadır. Stabilizesinin az olması nedeniyle insan beslenmesinde taze olarak tüketilme veya ek olarak hidrojenesyon masrafını göze alarak margarin haline getirme zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Aspir’in hayvan beslenmesinde de kullanma imkânı vardır ve yem de protein ve yağ miktarını artırır.

Güneydoğu Anadolu bölgesinde sarı renkli Aspir çiçekleri pilavlarda kullanılmakta ve pilavın sarı renkte olması sağlanmaktadır.

Aspir bitkisi, yeşilken direkt olarak hayvanın otlatılmasında da uygundur. Direkt otlatmanın yanında, silaj veya kuru ot (yem) yapımına da elverişlidir. Yem olarak çok besleyici olup besin değeri en az yulaf ve yonca kadardır.

Aspir tarımı ülkemizde marjinal alanlarda geleneksel yöntemlerle yapılması, elde edilen ürünün yani tohumunun pazarının olmayışı, üreticilerin tohumdan yağı üretim bölgelerinde bulunan küçük yağ değirmenlerinde çıkarması, söz konusu yağhanelerin sayılarının giderek azalması, diğer yandan yeterli üretimin ve üreticiden sanayiciye düzenli, sağlıklı bir pazarın olmaması nedeniyle ülkemizdeki ekim alanları istenilen düzeyde artış göstermemiştir. Sanayiciler yeterli üretim olmadığı için fabrikalarında gerekli değişiklikleri ve ayarları yapamamakta, dolayısıyla Aspir işleyememekte, diğer yandan üretici pazar bulamadığı için Aspir ekmemektedir.

Aspir 2006 yılında desteklenen ürünler kapsamına alınmış olup, gerekli şartları taşıyan üreticilere 22 Kr/Kg destek verilmektedir. Desteklemeden yaralanan üretici sayısı 2006 yılında 33 olmuştur.

Tablo1. Türkiye'de Aspir ekim alanı, üretim ve verimi 

Yıllar

Ekili Alan (ha)

Üretim (ton)

Verim (kg/ha)

1990

146

124

849

1995

134

125

933

2000

30

18

600

2001

35

25

714

2002

40

25

625

2003

250

170

680

2004

165

150

909

2005

173

215

1 243

2006

431

395

920

Kaynak:TÜİK

2002 yılında 40 ha olan Aspir ekim alanı, 2003 yılında yaklaşık 6 kat artarak 250 hektar olmuştur. 2004 ve 2005 yıllarında ekim alanında biraz düşüş gözlenmekle birlikte son yıllardaki biodizel üretiminin artmasına paralel olarak 2006 yılında ekim alanı 431 ha olarak gerçekleşmiştir. Ekim alanlarındaki artışa paralel olarak üretim miktarı da artmış 2006 yılı itibariyle toplam Aspir üretimimiz 395 ton olarak gerçekleşmiş olup ortalama verim ha başına 920 kg dır

 

Tablo 2. 2006 yılında Aspir üretimi yapılan iller ve ekim alanları.

 

Ekilen Alan (da)

Üretim (Ton)

AFYONKARAHİSAR

525

45

ANTALYA

300

45

BALIKESİR

1050

105

BURSA

50

1

DİYARBAKIR

10

2

ESKİŞEHİR

2074

164

KIRKLARELİ

30

6

YOZGAT

266

27

Kaynak: TÜİK

2006 yılı itibariyle 8 ilde Aspir üretimi yapılmaktadır. En fazla Aspir üreten illerimiz 164 ton ile Eskişehir, 105 ton ile Balıkesir’dir. Antalya, Afyonkarahisar ve Yozgat diğer önemli üretici illerimizdir.

Tarım ürünleri ithalatımızın yaklaşık %20 sini yağlı tohumlu bitkiler oluşturmaktadır (2006 yılı tahmini 1 milyar dolar). Ülkemizde bitkisel yağ açığı göz önünde bulundursak yağlı tohumlu bitkilerin üretimini teşvik edilmeli ve bu konuda üreticiler bilinçlendirilmelidir.

Aspir bitkisinin biodizel kalitesi çok iyi olup, kıraç ve verimsiz araziler de yetiştirilebilecek bir yağ bitkisidir.

Hem yemeklik yağ ihtiyacımızın karşılanması hem de bitkisel yağlardan biodizel üretimi için, Aspir tarımının ülkemizde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Kuraklığa dayanıklı olduğundan ülkemizin hemen hemen her tarafında özellikle atıl durumda olan alanlarda, ekonomik olarak getirisi fazla olan diğer bitkilerin yetiştirilemeyeceği alanlarda rahatlıkla yetiştirilebilecek bir bitkidir. Ülkemizde ayçiçeği yetiştiren her tesis ilave bir makine kullanmadan, herhangi bir değişiklik yapmadan Aspir tohumunu da kolayca yağa işleyebilir. Bu durum ayrıca, hammadde yetersizliğinden atıl durumda bekleyen pek çok tesise de iş imkanı yaratacaktır.

 

ASPİR BİTKİSİNDE VERİMLİLİĞİ ARTIRICI FAKTÖRLER

Aspir geniş yapraklı, dikenli ve dikensiz formları olan, yazlık ve kışlık olarak ekilebilen tek yıllık yağlı tohumlu bir bitkidir. Sarı, turuncu, kırmızı veya beyaz renkte olan çiçekleri gıda ve tekstilde doğal gıda maddesi ve yemeklerde yalancı safran adıyla baharat olarak kullanılmaktadır. Tohumundaki yağı iyi bir yemeklik yağ kalitesinde olup, son yıllarda dünyada sağlıklı bitkisel yağ sınıfında yer almaktadır. Ayrıca yağ alındıktan sonra kalan küspesi yem sanayinin hammaddesidir. Farklı kullanım alanlarına sahip aspir yağı biyodizel, yağlayıcılar, kozmetik gibi endüstrinin diğer alanlarına da hammadde sağlamaktadır. Aspir tarımında yüksek verim değerlerine ulaşabilmek bakımından dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır.

Aspir

ÇEŞİT

Aspir üretiminde verim ve kaliteyi etkileyen en önemli faktörlerden biri çeşit seçimidir. Verim potansiyeli yüksek, geniş adaptasyon yeteneğine sahip, zor şartlar altında verim yönünden stabilitesini koruyabilen ve bölgede görülen veya ileride görülmesi muhtemel hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı veya en azından toleranslı olan çeşitlerin üretimde kullanılması doğal olarak verimliliği de arttıracaktır.

Remzibey 05 Çeşidi-Çiçeklenme Öncesi Dönem

YÜKSELTİ : Dünya üzerinde yapılan çalışmalarda, aspir bitkisinin denizden 1400m yüksekliğe kadar olan yerlerde başarılı bir şekilde yetiştirilebildiği ortaya konmuştur. Ülkemizde de bazı yörelerimizde, örneğin 1850-2000m yükseltiye sahip Erzurum bölgesinde, aspir tarımı yapılmıştır. Ancak, deniz seviyesinden yükseldikçe 1400m’den itibaren verim düşüşleri yaşanmaktadır. Bu nedenle aspir tarımı için kullanılacak alanların deniz seviyesinden yüksekliği 1400 m’yi geçmemelidir. Bunun üzerindeki yükseltilerde de aspir yetiştirmek mümkündür. Ancak, bu tip yerlerde verim düşüklüğü daha baştan kabul edilmelidir.

TOPRAK-TARLA ŞARTLARI : Aspir tarımı yapılacak alanlar konusunda pek sıkıntı yaşanmaz. Çünkü, toprak seçiciliği yoktur. Hemen hemen her türlü toprakta yetiştirilebilir. Uygun toprak pH değeri 5-7 arasında olup, çok altında ve çok üstünde bir değere sahip alanlarda problemler yaşanabilir. Tuza dayanması arpa bitkisine yakındır. Çok tuzlu topraklarda, bitki besin elementlerinin alımı zorlaşır veya tamamen imkansız hale gelebilir.

TOHUMLUK: Kullanılacak tohumluğun hastalıklardan tamamen temiz bölgelerden alınmış olması, yabancı ot tohumu ve diğer kültür bitkileri tohumlarını barındırmaması, çimlenme ve sürme gücünün yüksek olması gerekir. Kısacası, kullanılacak tohumluk sertifikalı olmalıdır.

Aspir Tohumluğu

EKİM ZAMANI: Yıllık yağışın yetersiz ve sulama imkanının olmadığı kuru tarım alanlarında, erken ilkbaharda ekim yapmak daha uygundur. İç Anadolu Bölgesinde toprak sıcaklığının +4 ºC ve üzerinde olduğu ve ilk tava geldiği Mart 15-Nisan 15 tarihleri arasında ekimi yapılmalıdır. Bu tarihten önce ekilmesi soğuk zararını ortaya çıkarır. Geç ekimler ise verimi düşürür. Kışları ılıman geçen bölgelerde sonbaharda (Kasım Ayı) yapılmalıdır.

EKİM ŞEKLİ: Ekimin mibzerle yapılması homojen bir çıkışı ve ot kontrolünün daha iyi yapılabilmesini sağlar. Tohumların yeknesak dağılımı için mutlaka makine ekimi tercih edilmelidir. Ekimler hububat mibzeri ile dar sıra aralığında (13- 20 cm), toprağın nem durumuna göre 2.5- 4.0 cm derinliğe yapılmalıdır. Daha derin ekimler çıkış problemi yaratır. Ekim öncesi ve ekim sonrası toprak silindir ile sıkıştırılır ise hem tohumlar eşit derinliğe bırakılmış olur, hem de iyi bir çıkış sağlanır. Toprak sıcaklığının ve neminin uygun olduğu koşullarda ekimden bir hafta sonra çıkışlar başlar. Eğer ekimden sonra şiddetli yağmurlar nedeniyle toprak kaymak bağlamış ise aspir tohumlarının topraktan çıkabilmesi için kaymak kırılması yapılmalıdır.

Kaymak Tabakası Sıraya Ekilmiş Aspir Bitkileri Hububat Mibzeri ile Aspir Ekimi

TOHUMLUK MİKTARI: Seyrek ekimler yabancı ot gelişimini teşvik eder. Bunu önlemek için tohum sıklığı arttırılmalıdır. Çok sık ekimler ise hastalıkları teşvik eder, bu ise verimi düşüren bir etmendir. Dekara atılması gereken tohumluk miktar önerisine mutlaka uyulmalıdır.

YABANCI OT MÜCADELESİ: Aspir rozet devresi süresince çıkan yabancı otlara otlara karşı çok hassastır. Bu devrede çıkan yabancı otlar topraktaki nem, besin maddeleri ve güneş ışığı için aspir ile rekabet ederler. Bu nedenle ekim öncesi bir herbisit ile ilaçlama zorunludur. Yabancı ot durumuna göre çıkış sonrası da herbisit uygulaması gerekebilir. Yabancı otların gelişmeleri dikkatle takip edilmeli ve tarla yabancı otların istilasına bırakılmamalıdır.

SULAMA: Aspir, her ne kadar sulama gerektirmeyen, kurağa dayanıklı bir bitki olsa da, belirli dönemlerde sulanması verimi arttırır. En kritik dönemler çiçeklenme öncesi ve tane dolum dönemleridir. Sulama göllendirmeden yapılmalıdır. Yağışın yetersiz olduğu bölgelerde ekim öncesi sulama oldukça etkilidir.

Tarlanın Çukur Kısımlarında Biriken Su Nedeniyle Ölüme Gitmiş Aspir Bitkileri

HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE: Aspir bitkisi gelişmesinin herhangi bir döneminde hastalık ve zararlılara maruz kalırsa verim de düşer. Bu nedenle, gelişmenin hemen hemen her döneminde bitkiyi koruyucu tedbirler alınmalıdır. Toprakta bulunan mikro-organizma populasyonunun düşürülmesi için ekim öncesi uygun bir fungusit ile tohum ilaçlanmalıdır. Çıkış sonrasında gelişme periyodu içerisinde uygun bir fungusit ve insektisit ile yeşil aksam ilaçlaması da yapılmalıdır. 14.11.2008
 
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
   
Yararlı Linkler
     
  Tarım Bakanlığı      
  TEDGEM      
  TÜGEM      
  Konya İl Müdürlüğü      
  Resmi Gazete      
  T.C.Kimlik No      
  Meteoroloji      
  Zirai Don Uyarıları      
Yerel Linkler
     
  Akşehir Kaymakamlığı      
  Akşehir Belediyesi      
  Pervasız Gazetesi      
  İstasyon Gazetesi      
İl Müdürlükleri
     
   
   
   
   
   
       
  Basında Biz        
  DGD Sorgulama